Pazartesi, Haziran 18, 2007

Feel the distance

It is difficult to remember all the things that happen to me. Whatever, I'm here now, still standing in front of all kinds of difficulties, problems... or am i not?

Confusing.. I'm still struggling inside myself. I couldn't let them free, all the girls I met, bring me wounds and scares. I feel like they've an offshoot from my veins, without any pain, but make me exhausted. Still here? huh! must be joking!

Some times ago, I learned that Philly means love so that the symbol of the Philadelphia is red LOVE. It seems cool. Philadelphia is not a good place to live for a Turkish guy, however you cannot always control your fate, destiny. Actually, it is interesting that conscious is one of the ability that let you make your own decisions which means make you decisive. Whatsoever, I'm a slave of the time and destiny. USA made me a faithful guy :P.

I always felt like curios, that was true in the past time, but now, I have some doubts. Curiosity was good for a thinker, but it doesn't bring you happiness, but pain. It is the destiny of a thinker man.

In America, I learned the importance of diversity. If a country wants to be built on a democratic roots, then it needs to satisfy different ideas' wants. This is the most curious necessity of egalitarian regime. Although justice and laws are the main points of the satisfying the equality, it is not always working as we think. Being an alien in another country makes you more aggressive about protecting your own culture and rights. The history of the America began with different races, and consequences of these, rights are clearer than the other parties. At last, but not least, diversity is vital, momentous for a democratic country.

Salı, Haziran 06, 2006

No madness

Akşam akşam sinir harbi yaşadım yine, kendimi rahatlatmam gerekiyor ne yapsam, ne etsem bilmiyorum..ama ders çalışmayacağım kesin... Finaller başlıyor ben nelerle uğraşıyorum.

İnsanların, insanlarla iletişim kurma yöntemlerinde kullandıkları tarzlar, ilişkinin geleceğini belirleyen şeyler oluyor. Bu tarz ilk 10dk da çok iyi daha sonra kötü olabiliyor yani kişiyi tanımak için bazen 10 dk. yetmeyebiliyor. Aynı şekilde aylarca birlikte olduğunuz insanları tanıyamayabiliyorsunuz (Nacizane örneğiniz ben... tanıyamıyorum). Bu durumda kimsenin kimsenin tanıyabilme gibi bir şansı yok herhalde... bazen çok yalnız hissediyorum kendimi, tek başıma benim için büyük bir evde yaşıyorum. Zamanım bilgisayar başında geçiyor, saatlerce... Bazende bu yalnızlık canımı o kadar sıkmıyor, hatta rahatlatıyor.. sorun şu ki rahat geçirmem gereken zaman ile rahatsız olabileceğim zamanları ben ayarlayamıyorum.

Genel olarak gördüğüm herkesin kendi doğrusunu kabul ettiği ve başka birisinin doğrusunu kabul etmekte zorlandığı. Bencil, dikkatsiz ve tutarsızız.

Aklıma eski kız arkadaşlarım geliyor, çoğu ile ilgili güzel anılarım var.. ve tabiki en kötü anılarımda onlarla ama nedense kötü olanları çok az hatırlıyorum, iyimser bir adamım sanırım... Bu dönemde bu tür düşünceler içinde olmam sanırım normal yeni kız arkadaşından ayrılmış biri olarak, aşkzedeyim... sürünme aşamasındayım... Kafam bozuk sinirlerim altüst olmuş durumda...

Çarşamba, Mayıs 31, 2006

Haftanin Siiri

Bir kadeh raki, getiriyor aklima bir kadini.
Iki kadeh raki, on kadini.
Ve kaybedince sayilarini,
İstiyorum her kadini, her kadini...

Munir Mueyyet

Cumartesi, Mayıs 20, 2006

dusunce akisim ve yazim...

bundan sonra yazilarimi gozum kapali olarak yazacagim. ilginc bir sekilde yazi ve dusunce akisim birlikte ilerliyor ve el hareketlerimi dusunmeden yazabiliyorum. cok fazla hata da yapmiyorum ayrica. ilginc bir deneyim olacak sanirim bu benim icin.

Perşembe, Mayıs 18, 2006

Cizgilerimdeki Kadin

kagit kalem elimde ciziyorum ne cizdigimi bilmeden
olusan sekle bakiyorum benzetmeye calisiyorum
gozumu kapattigimda parlayan isiklardan olusan o kadina
benzetiyorum ama acaba diyorum...
bi daha oyle isiltili gorunecek mi cizgilerimden sonra,
ruyalarimdaki gibi,
gozumu kapattigim zamanki gibi,
cizmedigim zamanki gibi...

farkettimki onu cizmek degil animsamak, ve hayal etmek guzeldi..
simdi zihnim bombos, rahatlamis ama bunu istememis gibi...

Çarşamba, Mayıs 17, 2006

Masa Ustu Notlari (1)

Masa ustune yazilasi seyler...
  • Yarin bugunden daha guzel olacak. (Umutsuz bir gunun ardindan)
  • En guzel cozumler, doganin bize sundugu cozumlerdir, dogada cozum olusturamayanalar yok olur. (cozemedigim problemin cevabi)
  • Sol ile yazmak eskisinden daha zevkli mi? (kendi kendime eglence)
  • Kulaklarim patliyor, sessizlikten. (Uykusuz, yatakta gecen bir gece)
  • Bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen.(Ne mirildaniyorum yine?)
  • Aklim bazen fazla geliyor bana.. Yok mu kimse?.(Anonim)
  • Yazmak hiç bu kadar zor olmadi. (Rahatlayamadigim bir an)
  • Why does it always rain on me? Even there is sunshine.. (Şansız, ve mutsuz bir gün)
  • .......

Ne kadar cok sey yaziyorum masamin ustune..

Pazartesi, Mayıs 15, 2006

Sacmalik

hayatimin belirli donemleri var, batis donemleri ve cikis donemleri..Olabilecek en kotu duruma dusup daha sonra tekrar ayaga kalkiyorum..Cok garip ayaga kalkmak basarmak inanilmaz guzel bir duygu.. Sanki hic dibe batmamisim gibi basarinin tadini cikariyorum ama gercek oyle degil, dibe batan ben degilim sanki surekli yukari cikiyorum sanki hep basamaklari tirmaniyorum onlardan dusen ben degilmmisim gibi yuzumde gulumsemeler ama bacaklarim agriyarak dususumden kalan curukler yuzunden... belki yarin dustugumde bacagim kirilacak ve bir daha ayaga kalkamayacagim..
Cevremden etkileniyorum ailemden, dostlarimdan, arkadaslarimdan, sarkilardan, havadan, suyun tadindan, sabah kalktigimda ustune yattigim kolumdan ve yatagimdan herseyten etkileniyorum...
surekli 4 duvar var karsimda gozum bir ekrana bakiyor inanilmaz zevk aliyorum bazen bu ekrana bakarken..ve hatta bazen onunla konusuyorum...yeterince uzun sure onunla konusur ve ona bakarsam o da benimle konusmaya basliyor... sorularima cevap veriyor bazen 18 saat calisiyorum 3 saat uyuyorum 18 saat daha calisiyorum garip... insan sevdigi isi yapmali ben henuz tam olarak ne sevdigimi belirleyemedim.. herseyle ugrasiyorum arastiriyorum...sanirim konusmayi cok seviyorum kendi icimden konustugumda inanilmaz seyler soyleyebiliyorum kendime, ben bile inanamiyorum ne kadar muntazam konustuguma kendi icimde, ingilizce konusayim diyorum bazen icimden cok guzel cumleler cikiyor...aynilarini soyledigimdeyse icimdeki gibi cikmiyor ses, anlayamiyorum.. kafam garip calisiyor ayni anda bir suru sey dusunuyorum ve kafam agirlasiyor, yoruluyorum hareket etmeden nasil yorulunur onu da tam cikarabilmis degilim... anneme gore bir yerden bir yere yuk tasimiyosan calismis olmazsin...nasil anlatabilirim ki kime ne anlatabilirim. yanimdaki ayni seyleri okudugum adama anlatamiyorumki derdimi eski toprak anneme nasil anlatayim...

sevdigimi dusunuyorum ama ne tur bir sevgi, arkadasim gibi? sanmiyorum arkadaslik ile sevgili arasinda cok ince bir cizgi olduguna inaniyorum. o kadar inceki bazen yanaktan bir opucuge bakiyor bazen bir bakisa...ilginc... su aralar tek dostum var o da yalnizlik depresyonumu en ust duzeyde yasiyorum ve bunun tadini cikararak surekli uyuyorum ve bos yazilar yaziyorum, su anda senin okudugun ve zamanini bunun icin ayirdigin gibi.. neden bunlari baskalariyla paylasmak istedim onuda bilmiyorum bunu kim okur ki??? hangi psikoloji bunlari yazdirtir ki??